Eroin Bağımlılığı

Eroin Bağımlılığı

Eroin, büyük  yanılgı: Bir kahraman gibi hissediyorum.

Almanya’da Bayer laboratuarlarında aspirin ve eroini neredeyse aynı zamanda keşfeden kimyager, Dr. Felix Hoffmann’dı. Asprin (asetil salisilik asit) gibi muazzam bir ilacı keşfederken eroini keşfeden aynı ekip afyonun tarihçesini tamamıyla umutmuşçasına dünyada ağrının sonunu getirdiklerini zannettiler. Ta ki dehşet verici yan etkileri görünene dek. Ama artık bu madde bilinir olmuş, kötü niyetli zümrelerin eline geçmişti bile.

Keşfettikleri ağrı kesici baz morfinden neredeyse on kat daha güçlüydü. Son derece iyi niyetli bir amaç için keşfedilmişti ama yıkıcı yan etkileri ve yüksek düzeyde bağımlılık yapıcı etkisi o günden beri kabus haline geldi.

“Heroin” yani bildiğimiz eroin ismi de daha ilk günlerde ortaya çıktı. Bu maddeyi deneme amacıyla kolundan enjekte eden bir Bayer mühendisinin o anda yaşadıklarını tanımlamak için kullandığı cümle şuydu: “I feel like a hero”  (“Kendimi bir kahraman gibi hissediyorum”).  “Hero” dan yola çıkılarak koyulan ismiyle tüm kahramanlıkların yüz karası oldu. Bayer şirketi tarafından 1800 lü yılların sonunda piyasaya “Heroin Hiydroclorid” markasıyla sürüldükten kısa süre sonra sakıncaları anlaşıldı ve tıbbi amaçlarla en son Birinci Dünya Savaşı’nda kullanıldı ve eczanelerde satılamaz oldu. Türkiye’de bile kurulan fabrikası uluslararası baskı ve Atatürk’ün emri ile kapatıldı. Bu dönemden sonra artık sadece kötü niyetli insanların elinde yasadışı üretildi.

Eroin yasadışı olarak en sık kullanılan opiyat türüdür. Dünyada bunun ticaretiyle uğraşan insanlara kazandırdığı paralara bakılırsa yasadışı ticaretinin ortadan kalkması mümkün değil gibi durmaktadır. Bu ticaretin pazarı olan eroin bağımlılarının sayısının da her geçen gün artması kaçınılmaz olmaktadır.

Bu maddeden sakınmanın en iyi yolu hiç karşılaşmamak, başlamamaktır. Başlayanlar genellikle arkadaş çevresinin suiistimali ve özendirmesi üzerine başlarlar ve başlama yolları daha çok burun yoluyla kullanımdır. Kullanım süresi ilerledikçe gelişen tolerans (her geçen zamanda aynı keyif verici etkiyi elde edebilmek için daha fazla maddeye ihtiyaç duyulması) sonucu daha fazla miktar kullanılır ve elde olan maddeden daha fazla yararlanabilmek için damar yoluyla kullanıma geçilir. Kullanım şeklindeki, bu neredeyse zorunlu değişim aynı zamanda kan yoluyla geçen hastalıkların bulaşmasına da yol açar ve eroin bağımlısı AIDS ve Hepatit B ve C gibi hastalıklarla da tanışır ve ölümcül yeni bir durum daha ortaya çıkar.

Çeşitli suç ve suçlularla çok kolay karşılaşma olasılığı, yapılan dozların ayarlanma zorluğu ve farkında olmadan ölümcül dozun uygulanabilmesi ya da kişinin yaşam biçiminden bıkması,  o anki ruhsal sorunlarıyla intihara kalkışma ihtimali bağımlılığın ölümcüllüğünü artırır.

Eroin, morfin, kodein, metadon en sık karşılaşılan opiyat türevlerdir. Organik, yarı sentetik ya da sentetik olarak da sınıflandırılabilirler. Eroin dışındakiler tıpta kısıtlı olarak ve sadece hekim kontrolü altında kullanılır. Kuvvetli ağrı giderici özellikleri vardır. Beyinde opiyat reseptörlerini aktive ederek etki gösterirler. İnsan beyni opiyat reseptörlerini aktive etmek üzere endofin olarak adlandırılan nörotransmitter ürettir. Keyif verici ve ağrı kesici özelliği kötüye kullanılmasındaki en önemli iki etkendir. Opiyatlar tedavi amacıyla uygun dozlarda kullanıldıklarında bağımlılık yapıcı etkileri azken, hekim tavsiyesi dışında yüksek dozlarda ya da yasa dışı üretilen tipleri kullanıldığında ciddi bağımlılık yapıcı özellikleri vardır. Eroin yasa dışı üretilen ve pazarlanan bu maddelerin başında gelir ve halen ülkemiz için de gittikçe büyüyen bir sorun halindedir

Entoksikasyonunda neşelilik ve sonrasında gelişen duygusal küntlük, huzursuzluk, yargılama bozukluğu, dikkat eksikliği, sersemlik gibi psikolojik ve davranışsal etkilerinin yanında pupillar daralma ya da çok yüksek dozlarda genişleme, solunum yavaşlaması gibi fiziksel belirtiler ortaya çıkar.

Yoksunluk belirtileri ortaya çıkış süresi, opiyat kullanımının zamanı ve miktarına göre değişse de genelde iki saat ile 12 saat arasındadır. Bu dönem yoğun sıkıntı hissi, dayanılması zor kas ve eklem ağrıları, esneme, ateş, göz bebeklerinde genişleme, uykusuzluk, bulantı, kusma ve ishal, piloereksiyon (tüylerin dikenleşmesi) lakrimasyonla (aşırı ağız ve burun sulanması) karakterizedir.

Bağımlı ağır, dayanılması zor bir yoksunluk dönemi geçirir ki çoğu, bu dönemi bitmeden tekrar madde kullanarak rahatsızlıktan kurtulmaya çalışır. Öyle ki bu alt kültürde yoksunluktan kurtulmak için madde kullanma eylemi “tedavi olma” şeklinde anılır. Kişi bu dönemde çok kolaylıkla suç işleyebilir ya da maddeyi elde etmek için her şeyi yapar.

Opium, poppy (haşhaş, papaver somniferum) bitkisinden elde edilir ve en eski ilaçlardan biridir.  Eski Sümerler’de (IÖ 4000) ve Mısır’da (IÖ 2000) kullanıldığı ilinir.

Opiumun esas aktif içeriği morfin alkoloididir. 20’den fazla alkoloid vardır (%10 morfin,%0.5 kodein, %0.2 tebain, papaverin vs) Bağımlılık yapmayan analjezik (ağrı kesici) üretmek amacıyla yapılan çalışmalar sonucu opiyumdan morfin, kodein ve bunlardan üretilen ilaçlar ve tebain kullanılarak üretilen bazı yarı sentetik ilaçlar üretilmeye çalışılmıştır.

Opioid reseptörleri beyin, omurilik, mide-barsak sistemindeki nöral bağlantılarda, otonomik sinir sisteminin diğer yerlerinde ve akyuvarlarda bulunur. Dolayısıyla opioidlerin etkileri çok yaygındır.

Opioid İlaçlar:

  • Agonist kavramı: Opioid reseptörlerine bağlanıp aktive edenler.
  • Antagonist kavramı: Opioid reseptörlerine bağlanan, ancak aktive etmeyenler.

Opioidlerin merkezi sinir sistemi üstüne etkileri:

  • Analjezi (ağrı kesici)
  • Sakinlik
  • Öksürük refleksinin baskılanması
  • Bulantı, kusma
  • Solunumun baskılanması
  • Miyosis (göz bebeklerinin genişlemesi)
  • Isı regülasyonunda değişiklikler
  • GRH (gonadotropin releasing hormon)’da azalması,  LH&FSH azalması, Testesteron’da azalma ve adet düzensizlikleri
  • CRF (kortikotropin releasing faktör)’de azalma, ACTH’da azalma, kortizol’de azalma (antianksiyete etkisi)

Opioidler insanlarda değişik etkiler oluşturur: 
Bağımlılarda öfori (neşelilik hali) yaparken, bazı kisilerde konfüzyon, sersemlik yapar.

‘Flash’, ‘rush’ : merkezi sinir sisteminde opioidlerin keskin ve hızlı artışı ile oluşan hoşnutluk verici duyguya bu ad verilir. Bağımlılar tarafından orgazma benzetilir.

Opioidler depresyon, anksiyete, öfke ve paranoid düsünceleri azaltabilir.
Opioidlerin mide-barsak sistemi üstüne etkileri (mu reseptörü üstünden):
Antidiyareik (ishal giderici) etkisi, barsak hareketlerinin azalmasına bağlıdır. Bu etkiye tolerans gelişmez. Yani opioid bağımlılarında sürekli kabızlık olur.

Opioidlerin diğer etkileri: 

  • Morfin antihistaminiktir, ciltte vazodilatasyon ve kaşıntı (tipik burun kaşıma) yapar.
  • Mesanede sfinkter tonusunu arttırır, miksiyon (işeme) refleksini bastırır. Böylece idrar retansiyonuna (idrar yapamama) neden olur.
  • Meperiden (Demerol), grand mal epileptik nöbete neden olabilir. Böbrek yetmezliğinde vücutta birikebileceği için bu etki önemlidir.
  • Morfin, safra yollarındaki Oddi sfinkterini kasarak sarılığa neden olabilir ancak meperidin (Demerol) bunu yapmaz.

Opioidlerin bazı klinik özellikleri: 

  • Morfin böbrekten atılır. Böbrek yetmezliğinde vücutta birikir.
  • Eroin öncül ilaçtır. Yağda çözünürlüğü morfinden fazladır, hızla beyne girip 6-mono-asetil-morfine dönüşür. İdrarda morfin olarak atılır. Histamine benzer etkisi daha azdır.
  • Kodein de öncül ilaçtır. Ağızdan alındığında karaciğerde fazla yıkılmaz. Vücutta morfine çevrilir.

Neden bağımlı olunur? 
1.Tekrarlayıcı kullanım, fiziksel bağımlılık ve yoksunluk yapar. Tekrarlayıcı kullanım endojen opioid sisteminde (sinir sisteminde doğal olarak bulunan opioidlerde) kalıcı değişiklikler yapar. Eroin bağımlıları onu sevmez ama isterler ve onsuz yaşayamazlar.
2. Beyindeki “ödül yolu” üzerindeki pekiştirici etkisi biyolojik olarak, verdiği haz psikolojik olarak yeniden kullanmayı sağlar. Eroin herkeste öfori (coşku) yapmaz. Bu özellik (yani opioid deneyiminden haz almak) bağımlılığa yatkın olmayı gösterir, psikopatoloji ile ilgili olabilir, endorfin (sinir sisteminde doğal olarak bulunan opioidlerin) eksikligine bağlı olabilir.
3. Kendini iyileştirme çabaları, depresyon, kaygı gibi yaşantıları kontrol etmek için başlayan ama sonra bırakamayanlar da vardır.

Devam ettirici faktörler: 
Çevrede kullanımı hatırlatan şeyler ve hüzün, öfke, sıkıntı vb. içsel duygu durumları öğrenilmis ve şartlanılmış aşermeye (craving) yol açar. Örneğin bir şırınga görmek ya da sıkıntı hissetmek eroin kullanmak için büyük bir istek doğurur.

Opioid yoksunluğu: 
Opioid yoksunluğu belirtileri (En az 3 tanesi bulunmalı):
1. Disforik duygulanım (sıkıntılı, hüzünlü duygu hali)
2. Bulantı ya da kusma
3. Kas ağrıları
4. Göz yaşarması, burun akması
5. Pupiller dilatasyon (göz bebeklerinde genişleme), piloereksiyon (tüylerin dikleşmesi), terleme
6. Diyare (ishal)
7. Esneme
8. Ateş
9. İnsomni (uykusuzluk)

Yoksunluğun öznel belirtileri daha erken başlar. Bunlar anksiyete, aşerme, depresyon, huzursuzluk, kas krampları, sırt ağrısı, kemik ağrısı, genel disforidir.
Tipik yoksunluk morfin ve eroinde son kullanımdan 8-12 saat sonra başlar, 48 saat sonra en yüksek düzeyine ulaşır, 5-7 günde azalarak biter.

Fiziksel bağımlılık: 

Tedavi dozlarındaki (15-30 mg) tek bir doz morfin bile toleransı olmayan bir kişide düşük bir derece de olsa fiziksel bağımlılık yapabilir ve Nalakson (opioid antagonisti) verilmesiyle yoksunluk ortaya çıkar.
Daha önce fiziksel bağımlılığı olup yoksunluk dönemini atlatmış fareler tekrar eroine maruz bırakılınca daha kolay bağımlı olurlar. Bu da bir kez eroine bağımlı olanların bundan mutlak olarak uzak kalması gerektiğini desteklemektedir.
Bağımlılarda tolerans çok çabuk gelişir. Uzamış yoksunluk, görünen ve ölçülebilir yoksunluk belirtileri ortadan kalktıktan çok sonra bile bağımlılar normal hissetmemeden depresyona kadar değişen istenmeyen duygular yaşarlar. Bu madde olmadan yaşarken hayat onlara “saman” gibi gelir. Bu süre ilk yoksunluk dönemi olan ağır fiziksel ve ruhsal dönemden sonra geçirilebilmesi açısından sabır gerektiren, hastanın çok iyi bir çevre ve hekim desteği alması gerektiren bir süredir. Nüksler en çok bu süre içinde oluşur ve bu süre çeşitli faktörlerle kişiye göre değişir. Bu etkenler kişilik özellikleri, bağımlılık tanısı almadan önceki ruhsal rahatsızlıklar, yakın çevresindeki insanların yaklaşımı, arkadaş çevresi ve mahalle özellikleri, çağrışım yapan etkenlerle karşılaşma sıklığı sayılabilir.

Psikiyatrist Dr. Tulga Şatır

Bilgi almak için tıklayınız.

Online Randevu

Sosyal Medya Hesaplarım
Dr. Tulga Şatır - Facebook HesabıDr. Tulga Şatır - InstagramDr. Tulga Şatır - Youtube

Bunlar da ilginizi çekebilir…