Genel Madde Bağımlılığı Tedavi Prensipleri

Madde bağımlılığı - Dr. Tulga Şatır

Bağımlılık yapıcı maddeler ve bağımlılık ortaya çıkarma özellikleri

Bağımlılık yapıcı maddeler şu an için 11 ana sınıfa ayrılırlar: Alkol, amfetaminler, kafein, kannabis, kokain, fensiklidin (PCP), hallusinojenler, uçucular, nikotin, opiyatlar, uyku verici-bunaltı gidericiler.

Ne yazık ki insan, son zamanlarda bu listeye eklenebilecek yeni maddeler ürettiyse de halen sınıflamaya girmemişlerdir. Ayrıca dünyanın çeşitli bölgelerinde o bölgeye sınırlı kalmış çeşitli bağımlılık yapıcı maddelerle de karşılaşılabilmektedir.

Beynimiz yaşamımızı sürdürebilmemiz için gerekli birçok işlevi üstlenir. Haz duygusu, insanın hayatını sürdürme mücadelesinde en fazla güç aldığı duygulardan birisidir. Eğer insan kendisine haz veren bir şey yaparsa beyin bu eylemi tekrarlama ihtiyacını duyar.

Bağımlılık yapıcı tüm ilaçlar bu haz devresini etkin hale getirebilir. Madde bağımlılığı haz merkezinin olduğu kadar vücut ve beynin diğer işlevlerinin de değiştiği patalojik bir biyokimyasal süreçtir. Bu süreci anlayabilmek için maddelerin nörotransmisyon (sinir hücreleri arası haberleşme) üzerine olan etkilerini incelemek gerekir.

Şu günkü bilgimize göre, beyin üzerine etkili tüm ilaç ve maddeler etkilerini nöronlar arasındaki haberleşme şeklini değiştirmek yoluyla yaparlar. LSD, esrar ve eroin gibi bazı maddeler etkilerini beynimizin doğal nörotansmitterlerini taklit ederek gösterirlerken, PCP gibi bazıları doğal nörotrasmisyonu bloke ederek etki ortaya çıkarır. Kokain gibi bazı maddelerse etkilerini beynimizin doğal nörotransmitterlerinin salgılandıkları hücrelere geri alınmalarını sağlayan molüküller üzerinde gösterirler. Son olarak metamfetamin gibileri de hücrelerden çok miktarda nörotransmitter salgılanmasını sağlar.

Uzun bir süre madde kullanımı beyinde belirgin ve uzun süreli değişikliklere neden olur. Uzun süren bu değişlikler madde bağımlılığının temel patolojisini oluşturur.

Marijuana veya esrar, Cannabis bitkisinden elde edilir. En sık tüketilen maddelerden biridir. Tetrahidrocannabinol (THC) alarak adlandırılan aktif madde beyindeki spesifik canniboid reseptörleri etkinleştirir. Bu reseptörler, hafıza, düşünce, konsantrasyon, koordine hareketler, zaman ve derinlik algısı ile ilgilidir. THC beyinciğin normal fonksiyonlarından da sapmalara neden olur. Hipokampus çok sayıda canniboid reseptör içerdiğinden THC’nin bellek üzerine olan etkisi özellikle burada ortaya çıkar. Yakın bellek çok daha fazla etkilenir. Kronik kullanımda belirgin bir bellek kusuru ortaya çıkar. Serebral kortekste dokunma, koku, duyma ve görme alanları üzerinde etkisiyle belirgin algısal değişiklikler yapar.

Araştırmacılar THC’nin kronik kullanımının merkezi sinir sisteminde limbik sistem üzerine olan etkilerinin kokain, eroin, alkol gibi maddelerin bu alanda yaptığı değişikliklere benzer olduğunu ortaya çıkarmışlardır.

Esrar, genellikle sigara olarak kullanılır ve bu yolla maddenin %25’i vücuda girer. Hızla kana geçerek beyin ve yağ dokularına geçer. THC, ana aktif metaboliti 11-hidroksi-THC’ye dönüşür ve bu etken madde 50 saate varan bir yarılanma ömrüne sahiptir. Yağ dokulara olan dağılımının hızlılığı nedeniyle esrarın etkileri yarılanma ömrüne oranla kısadır ve yaklaşık üç saatlik bir davranışsal etki gösterir. Ancak akut psikolojik etkilerin geçmesinden sonra da uzun süre idrarda bulunabilir. Küçük bir odada, pasif içicilerin bile idrarında bulunabilir ve uzun süre kullanan insanların tahlillerinde iki haftadan fazla pozitif kalır.

THC’ye bağlı ortaya çıkan en tipik psikolojik etki gevşeme ve öfori olarak gözlenen duygulanımdaki yükselme ve zamanın yavaşlığı hissidir. Duygulanımda sığlaşma, pasiflik, karar verme yeteneğinde ve yargılamada bozulma, koordine hareketlerde yavaşlama ve bozulma gözlenir. Özellikle ilk kullananlarda daha fazla olmak kaydıyla, akut bir anksiyete ya da panik tablosu, paranoid reaksiyonlar gözlenebilir. Entoksikasyona bağlı deliryum gelişebilir.

Depersonalizasyon –derealizasyon ve uzun süre kullananlarda “kötü yolculuk” (bad trip) olarak adlandırılan zihinsel etkiler çıkabilir. Genellikle diğer maddelerle birlikte de kullanılabildiği için bunlarla ilgili davranışsal belirtiler de gözlenebilir.

En önemli entoksikasyon belirtilerinden biri göz aklarında kızarmadır. Kronik olarak fazla miktarda kullanımlarda inatçı öksürük, amfizem, pulmoner displazı, sinüzit, bronşit gibi solunum yolu rahatsızlıkları gözlenebilir. Esrar kullanımı kalp hızını arttırabilir ve koroner arter hastalarında anjina ortaya çıkmasına neden olabilir.

Fensiklidin (PCP) klinik tıbba 1950’lerde bir anestezik madde olarak girmiştir. 1960’larda kötüye kullanımı başladığında anestezik madde olarak kullanımı oluşturduğu deliryum vakaları yüzünden kaldırılmıştı. 1970’lerde sigara biçiminde kullanılmaya başlandı. Özellikle NMDA reseptörlerini engelleyerek ve bunun yanı sıra diğer nörotransmitterlerin gerialımını durdurarak etki gösterir. Ülkemizde kullanımına çok nadiren rastlanan bir maddedir

Amfetamin türevleri arasında beyin üzerinde en fazla etkisi olan metamfetamindir. Kimyasal olarak dopamine ve norepinefrine benzeyen yönleri olan bir moleküldür. Etkisi, beynin çeşitli bölgelerinde dopamin ve norepinefrinin hücre aralığına bol miktarda salınmasıyla ortaya çıkar. Dopaminin hücreler arasında fazla miktarda salınmasıyla neşe ve hoşnutluk, norepinefrinin fazla salınmasıyla uyanıklık ve yorgunluk giderici etkiler ortaya çıkar.

Ayrıca amfetamin kullanımı sonrasında duygulanımda küntlük, gerginlik, öfke, kalıplaşmış yineleyici davranışlar, yargılama bozuklukları, hezeyan ve halusinasyonlar gibi ruhsal ve davranışsal belirtiler çıkabilir. Kalp hızında artma ya da azalma, kan basıncı değişiklikleri, göz bebeklerinde büyüme, bulantı, kusma, kilo kaybı, terleme, titreme, kas zayıflığı, solunum problemleri, şaşkınlık, kovülziyon, oluşturabilir. Beyin ödemi ve kanamasına neden olabilir.

Amfetaminlerin yoksunluğunda ise duygulanımda huzursuzluk, yorgunluk, gerçeği anımsatan rahatsız edici rüyalar, uykusuzluk ya da aşırı uyku, iştah artması ortaya çıkabilir. Ayrıca bu maddenin kullanımına bağlı olarak psikotik bozukluklar, duygudurum bozuklukları, cinsel işlev ve uyku bozuklukları gözlenebilmektedir.

Kokain, koka bitkisinden doğal olarak elde edilen bir maddedir. Değişik saflık düzeyleri ve etkileri vardır. Beyin ve omurilik aktivitelerini hızlandırıcı etkisini, dopaminin sinir hücresinden salındıktan sonra geri alınmasını engelleyip hücre aralığında artmasını sağlayarak  gösterir. Kronik kullanımda, kokain merkezi sinir sistemi hücrelerinde dopamin taşınmasıyla ilgili değişikliklere neden olur ve bu değişiklikler bağımlılık gelişiminde önemli rol oynar. Dopaminin hücreler arasında fazla miktarda bulunmasıyla neşe ve hoşnut duygular ortaya çıkar.

Neşe artışı ve uyanıklık yanında, kokain kullanımı sonrasında, duygulanımda küntlük, gerginlik, öfke, kalıplaşmış yineleyici davranışlar, yargılama bozuklukları, hezeyan ve halusinasyonlar gibi ruhsal ve davranışsal belirtiler ortaya çıkarken, kalp hızında artma ya da azalma, kan basıncı değişiklikleri, göz bebeklerinde büyüme, bulantı, kusma, kilo kaybı, terleme, titreme, kas zayıflığı, solunum problemleri, şaşkınlık, konvülziyon, koma ortaya çıkabilir. Göğüs ağrısı ve kalp krizi olasılığında artma gözlenir.

Kokainin yoksunluğunda ise duygulanımda huzursuzluk, depresyon, intihar düşünceleri, yorgunluk, canlı ve rahatsız edici rüyalar, uykusuzluk ya da aşırı uyku, iştah artması ortaya çıkabilir. Ayrıca bu maddenin kullanımına bağlı olarak deliryum, psikotik bozukluklar, duygudurum bozuklukları, bunaltı bozuklukları, cinsel işlev ve uyku bozuklukları gözlenebilmektedir.

Eroin, morfin, kodein, metadon en sık karşılaşılan opiyat türevlerdir. Organik, yarı sentetik ya da sentetik olarak da sınıflandırılabilirler. Eroin dışındakiler tıpta kısıtlı olarak ve kesinlikle hekim kontrolü altında kullanılır. Kuvvetli ağrı giderici özellikleri vardır. Beyinde opiyat reseptörlerini etkinleştirerek etki gösterirler. İnsan beyni opiyat reseptörlerinin aktive etmek üzere endofin olarak adlandırılan nörotransmitter ürettir. Keyif verici ve ağrı kesici özelliği kötüye kullanılmasındaki en önemli iki etkendir. Opiyatlar tedavi amacıyla uygun dozlarda kullanıldıklarında bağımlılık yapıcı etkileri çok azken, hekim tavsiyesi dışında yüksek dozlarda ya da yasa dışı üretilen tipleri kullanıldığında ciddi bağımlılık yapıcı özellikleri vardır. Eroin yasa dışı üretilen ve pazarlanan bu maddelerin başında gelir ve halen ülkemiz için de gittikçe büyüyen bir sorun halindedir

Entoksikasyonunda öfori ve sonrasında gelişen duygusal kısıtlılık, psikomotor ajitasyon, yargılama bozukluğu, dikkat eksikliği, sersemlik gibi psikolojik ve davranışsal etkilerinin yanında göz bebeklerinde daralma ve çok yüksek dozlarda genişleme, solunum yavaşlaması gibi fiziksel belirtiler ortaya çıkar. Yoksunluk belirtileri ortaya çıkış süresi, opiyat kullanımının zamanı ve miktarına göre değişse de genelde iki saat ile 12 saat arasındadır. Bu dönem yoğun sıkıntı hissi, dayanılması zor kas ve eklem ağrıları, esneme, ateş, pupillar genişleme, uykusuzluk, bulantı, kusma ve diyare, piloereksiyon (tüylerin dikenleşmesi) lakrimasyonla (aşırı ağız ve burun sulanması) karakterizedir. Bağımlı ağır, dayanılması zor bir yoksunluk dönemi geçirir ki çoğu bu dönem bitmeden tekrar madde kullanarak rahatsızlıktan kurtulmaya çalışır. Öyle ki bu alt kültürde yoksunluktan kurtulmak için madde kullanma eylemi “tedavi olma” şeklinde anılır. Kişi bu dönemde çok kolaylıkla suç işleyebilir ya da maddeyi elde etmek için her şeyi yapar.

Ucuz ve kolay erişilebilir olmaları nedeniyle uçucu maddelerin kullanımı özellikle düşük sosyoekonomik yapıdaki genç kitle içinde gittikçe artan bir şekilde kabul görmektedir. Benzin, çeşitli yapıştırıcılar, tiner en çok tercih edilenlerdendir. Entoksikasyonlarında, öfori, işitsel, görsel ya da dokunsal

halüsinasyonlar saldırganlık eğiliminde artma, donuk yüz ifadesi, yargılama bozuklukları olabilir. Yaygın kas zayıflığı, görme bulanıklığı,  nistagmus sersemlik, letarji gibi belirtiler tabloya eşlik edebilir. Bilinen bir yosunluk dönemi yaşanmasa da bağımlı kişide sık sık yoğun istek uyandırır ve bu nedenle mükerrer kullanımlar devam eder. Ülkemizde kullanımı en yaygın olan maddelerden biridir.

Halüsinojen maddelerin kullanımı ülkemizde diğer maddelere göre daha nadir görülmesine karşın son yıllarda artış gösterme eğilimindedir. LSD bu maddelerin başında gelir.

Uyku verici ve bunaltı giderici ilaçlar grubu da gerek sokakta satış, gerek hekim tavsiyesinin dışında kullanımlarıyla bağımlılık dünyasına girmişlerdir. Özellikle benzodiyazepin türevleri ve barbitüratlar en sık kötüye kullanılan ilaçlardır. Entoksikasyonlarında saldırgan ve uygunsuz davranışları, yargılama bozukluğu, duygudurum oynamaları dikkat ve bellek bozukluğu, koordinasyon bozukluğu nistagmus gözlenebilir. Yüksek doz kullanımında stupor, koma ve ölüm gelişebilir. Yoksunlukları alkol yoksunluğuna benzer, otonomik hiperaktivite ellerde titreme uykusuzluk, bulantı, kusma halüsinasyonlar, bunaltı, konvülziyonlar gözlenebilir.

Psikiyatrist Dr. Tulga Şatır

Bilgi almak için tıklayınız.

Online Randevu

Sosyal Medya Hesaplarım
Dr. Tulga Şatır - Facebook HesabıDr. Tulga Şatır - InstagramDr. Tulga Şatır - Youtube

Bunlar da ilginizi çekebilir…